Sabahın erken saatlerin de uçağımızın kapısı açıldı ve yolcular ile birlikte teker-teker iniş merdivenlerine doğru yürümeye başladık.
Havalandığımız Nahcivan Havaalanı' na nazaran 15 dereceye yakın daha sıcak ama rüzgarlı bir hava karşıladı bizi. ( Nahcıvan'dan hareket ettiğimizde hava sıcaklığının -20 olduğunu belirtmem gerekiyor sanırım!)
Yüzümüze çarpan rüzgar beraberinde hiç alışık olmadığımız ve sonrasında bir daha alamadığımız bir kokuyu beraberinde getiriyordu! Sonraları öğrendiğimiz ''neft'' kokusuydu bu, petrolün bu ülkede var oluşunun habercisiydi bu keskin - nahoş koku.
Yeni bir başlangıcın heyecanı ile birlikte yaşanan büyük bir hayal kırılığına uyanmıştık o sabah.
Uçaktan inip başkent Bakü'ye doğru gitmemiz gerekiyor ancak uluslararası bir havalimanında ülkemizden alışık olduğumuz sarı renkli üzerinde diğer araçlardan ayırt edici taksi yazısı bulunan araçlar bulunmuyor, bunun yerine hava limanının çıkış kapısına geldiğinizde karanlık suratlı insanlar karşılıyor sizi, her biri farklı ses tonu ve heyecanla şehir merkezine götürebileceklerini söylüyorlar. Her ne kadar Azerbaycan Türklerinden ayrılmış olup, halen %60 aynı dili konuşuyor olsak bile heyecan ve sabah sersemliği yüzünden ilk etapta ne dediklerini anlamakta zorluk yaşıyorduk.
Yüzümüze çarpan rüzgar beraberinde hiç alışık olmadığımız ve sonrasında bir daha alamadığımız bir kokuyu beraberinde getiriyordu! Sonraları öğrendiğimiz ''neft'' kokusuydu bu, petrolün bu ülkede var oluşunun habercisiydi bu keskin - nahoş koku.
Yeni bir başlangıcın heyecanı ile birlikte yaşanan büyük bir hayal kırılığına uyanmıştık o sabah.
Uçaktan inip başkent Bakü'ye doğru gitmemiz gerekiyor ancak uluslararası bir havalimanında ülkemizden alışık olduğumuz sarı renkli üzerinde diğer araçlardan ayırt edici taksi yazısı bulunan araçlar bulunmuyor, bunun yerine hava limanının çıkış kapısına geldiğinizde karanlık suratlı insanlar karşılıyor sizi, her biri farklı ses tonu ve heyecanla şehir merkezine götürebileceklerini söylüyorlar. Her ne kadar Azerbaycan Türklerinden ayrılmış olup, halen %60 aynı dili konuşuyor olsak bile heyecan ve sabah sersemliği yüzünden ilk etapta ne dediklerini anlamakta zorluk yaşıyorduk.
